I am alone
alone at school
alone at home
alone at the store
alone in a group
alone when asleep
alone when awake
alone when i fight
alone when i cry
alone when i’m happy
i will always be alone
alone when i die
i will always be alone forevermore


aslında aşk, bir adım geride yaşamaktır;

ta ki o sana dönüp bakıncaya kadar…

 

ikinci sayfayı çevirdi yaşlardan parlayan gözlerle…

 

bir kağıt parçası yapıştırmıştı o sayfaya…

inci kadar güzel kız, inci gibi yazısı olmasına rağmen, onun elinden çıkan çizgileri korumak istemişti anlaşılan…

“geleceğini biliyordum” yazıyordu kenarları parçalanmış kağıtta…

 

“geleceğini biliyordum…

sabretmemin ödülsüz kalmayacağını da…

en büyük ödül, tek büyük ödül sensin…

hoş geldin yaşamıma… ve ben çok hoş buldum…

en iyilerini umdum,

umduğumdan da fazlasını buldum…”

 

O yazmıştı bu satırları…

şekilsizdi harfler;

gerçekten heyecanlandığında ellerinin titrediğini ilk defa orada, ilk defa onunla öğrenmişti…

bir kadının ellerine gerçekten severek dokunmanın, bir kadının dudaklarıyla gerçekten severek buluşmanın onu ne kadar heyecanlandırdığını da…

herkesin, herşeyin en mükemmelini bilmesiyle, yapmasıyla tanıdığı kadının, aşkın gücü karşısında nasıl da titrek dudaklı minik bir bebek oluverdiğini de…

ve, kadınların en masum anlarında, yeryüzündeki gerçek meleklere dönüştüklerini de…

 

neyle karşılaşacağını bilmiyordu, korkarak çevirdi sayfayı; ilk defa gördüğü 3 satır duruyordu karşısında:

 

“günüm gecem, başım sonum,

tek doğrum, ilk canım, son yolum…

seni çok seviyorum…”

 

gülümser gibi oldu… sonunda başarmıştı galiba…

“ anladım ki, sen yazdıracaksın bana; seni sevmek yazdıracak…”

 

yazmıştı… ve olmuştu… hem de çok güzel olmuştu…

 

 

elinde defterle birlikte yolun kenarına oturdum…

 

üzeri tamamen kan olan sedyeyi…

ve ona uzaktan acır gözlerle bakarak öne doğru geçtiler…

siren sesleri ve ışıklar gözden kaybolurken yavaş yavaş, bir kalem çıkardı çantasından,

ve defterin dördüncü sayfasını çevirdi yüreğim . .”

 

harfler şekilsizdi,

hayatında beklenmedik şeyler olunca heyecanlanır; heyecanlandığında elleri titrerdi…

ya da, kendini kandırıyordu belki de, kimbilir belki de o bile değildi o anda yazılanların sahibi…

 

sokak lambasının loş ışığı, tek kelimeyi oluşturma çabasındaki o küçük harfleri aydınlattı:

 

“gitme!…

hani asıl şimdi başlıyordu hayat?…”


herkes hala gel diyo . ben pişmanım amınakoyim.

herkes hala gel diyo . ben pişmanım amınakoyim.


gel dedik gel dedik . kimse gelmedi amınakoyim.

gel dedik gel dedik . kimse gelmedi amınakoyim.


Sen sadece yaşa, ben o kadın olma ihtimalini korumaya devam edeceğim…

Beynim çatlamak üzere. Elimde ki notla önceden beklediğim ve artık canımı yakamayan sonu seyrediyorum. Aslında böyle olacağı belliydi. Tıpkı her güzel şeyin sonunda ortaya çıkan kötülükler gibi. İyimser olmaya gerek yok. Kardelenlerin karları delmesi umurumda değil, güneşin tenimi yakması ve artık mevsimin bahara dönüp, takvimlerin aşkı işaret etmesi. Hiç biri zerre kadar umurumda değil. Gerçekleri değiştiremeyeceğimi kabul etmeliyim, çok ama çok zor olsa da. Keşke diyorum bazen. Keşke okyanusun dibinde başıboş bir balık olsaydım. Belki unutabilirdim her şeyi. Kendime yalan söylemeye başladığım ve kimseye güvenemediğim zamanların devre arasını yaşadığımda; içimde nedenolmasıngiller familyasından çiçekler açanın gidişine engel olamadıysam, nefes almaktan başka bağımlılığım kalmamış demektir…


Hergün yeni bir gün için uyanırım.
Kafamda beslediğim bu kurt ile,
Kaç gece öldürmeye çalıştım.
Kaç gece ölmemek için kaçtım.
Artık çok yorucu gelir.
Bütün korkular ve kaçışlar.
Sonunda bu parazit.
Bütüm yaşam hücrelerini ele geçirdi.
Artık soluksuz yaşayan zombiden.
Bir farkım yoktur belki.
Aklımda tek bir düşünce.
Son verecek belki.
Bu soluksuz yaşama..
Derinlerde bir yerlerde.
Öldürdüğüm ve kaçtığım.
İnsanlar…
Sorguluyorlar beni.
Her an…
Her dakida…
Kaçamak cevaplar veriyorum.
“Bilmiyorum” diyorum.
“Belki” diyorum bazen.
Hiçbiri artık kanmıyor.
Yalanlar…
Beynimdeki kurt tarafından.
İçime bırakılmış larvalar gibi.
Gün geçtikçe.
Daha çok insandan kaçmamı.
Daha çok insanı öldürmemi sağlıyor.
Her insan hesap sorucak benden.
Benden ve hayallerimden.
Hayallerim…
Yalanlar…
İnsanlar…
Beynimdeki kurt…
Kurtulmam gerek.
Kaçacağım yer belki uzakta.
Ben yaklaştıkça.
Daha uzakta.
Kaçıyor benden.
Nefes alamıyorum.
Ciğerlerim patlıcak.
İçimdeki herşey o kan gölünde boğulsun.
Boğulsun…
Uzaklara yaklaştıkça.
Beni içine alsın.
Alsın.
Son bulsun.
Son bulsun artık.
Lanet olsun!


     istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.istemiyorum sadece.
     Yer çekimi. Artık yok. Kaçış yok. Düşüyorum. Özgür olamıyorum. Yer çekimi. Artık yok. Düşmek değil, uçmayı hissetmek istiyorum.


     Zaman içinde galiba şansımı yaratıcak çok fazla şeylerle karşılaşıyorum. Ama sadece en iyisine odaklanıyor olmam. Başarısızlıklarımdaki en büyük hata olabilir. Oturup beklemek yerine işte şimdi bişeyler yapmaya başlamanın zamanı geldi. Şimdi önümde şansımı yaratıcak çok güzel bi zaman var ve ben bunu en güzel şekilde değerlendirmek istiyorum.
     Şansımı değerlendirirken zamanın bana oyun oynamasındanda korkmuyor değilim hani. Ulan zaman bir kezde yavaş yavaş ilerlesen pekde fena olmaz hani. Bu sefer seni en güzel şekilde değerlendiricem söz veriyorum. Ama sende bana en güzel şekilde karşılık verirsen bence gül gibi anlaşıp gideriz değil mi? Sakın bana oyun oynamaya kalkma, bugüne kadar çok fazla senin yanında bekledim bu sefer seni baya bi arkada bırakmak istiyorum. Ama sen yinede bir çok şeyin ilacı ve bir çok şeyin zehiri olabilirsin.
     Sana en güzel zamanlarımı hediye ettim ve şimdi senden en güzel zamanı istiyorum. Aslına bakarsak koca zaman içinde küçük bişey istiyorum.


Her gece yeniden başlayan bu yolda.
Konuşmanın gücünü kaybettiğini gördüm.
Sanki benden yavaşça uzaklaşırmış gibi.
Keşke beni hiç yeşertmeseydin.
Her gece tekrar tekrar yalnız bıraktın.
İçimdeki herşeyi emen duygulara teslim oldum.
Bütün saçma düşüncelerden ve yersiz gelen bütün kötü şeylerden seni alıp.
Bu tarafa geçireceğim.
Böylece rüyaların ve hayallerin peşimizi bırakıcak.
Seni bu tarafa geçireceğim.
Gerçekliğin en güzel yerine.
Çünkü beni hiç yalnız bırakmadılar.
Senin yeşerttiğin topraklarda uzun sakallı kirli bir adamım.
Özgürlük için bir planım var.
Yavaş yavaş bunu senin içinde yeşerteceğim.
Tıpkı senin bana yaptığın gibi.


     Her zaman hataları olan şeyleri seçiyorum. Üzülüyorum, kendimi kaybediyorum ve hep başarmış sanarken kendimi en başa dönüyorum. Sürekli o hatanın iyi birşeye dönüşmesini isterken hep kapıdan kovuluyorum.
     Yanlışlar üstüne yanlışlar yapıyorum. Kovulduğum kapıları kırmaya çalışıyorum artık ve o hatanın güzelliğini ve çekiciliğini kapıları kırmaya çalışırken kaybediyorum. Artık daha fazla dayanamıyorum. Yalan söylüyolar ve ben kendimi kaybediyorum.
     Geçmişten yaralarla dimdik durmaya çalışıyorum. O hataya ihtiyacım var bu sefer güzel bir yara almak istiyorum. Ama o kaçarken sanki kendi hatasını kovalıyor. Buda bendeki süretini değiştiriyor. Hergün yeniden uyanmaya çalışıyorum ve yeniden başlamaya çalışıyorum. Bu yüzden sürekli aynı yerdeyim. Yüzüme kapatılan her kapı beni dahada alt katmanlara doğru hapsediyor.
     Ben artık bekliyorum en derin yerde ve en güzel hatayı.



1 2 3
Powered by Tumblr. mnchrm theme by bustee.