Bazı zamanlar kafamızdakileri bir kenara bırakırız. İşte öyle bir zamandı. O anda aklımdaki herşey anlamını yitirmişti sanki. Aralarından bir tanesi ise çok güçlü bir şekilde bana direnmekte ısrar ediyordu.
     Dünya üzerinde belkide tek anlamını yitirmemiş şey. Gerçekliğini korumuş, benim içi anlamını kaybeden bütün anlamları üstüne toplayan. Beni bir anda en güçlü yapan ama sonrasında yarım bırakılarak beni en güçsüz, çaresiz bişeye dönüştüren. Belkide bu şeye bu kadar anlam yüklemek benim suçumdu. Ama bu kadar basit olamazdı. Bazı şeyleri en sahte duygularımızla yapabilirz ama bunu asla yapamazdık. İşte buna inanmıştım. Bu kadar sahteliklerin arasında benim için tek gerçek kalan şeye inanmıştım.
     O kadar inanmıştımki sanki o şeye bağlamışım gibi bütün gücümü aradan zaman geçtikçe soğukluğu girerken araya o kadar zayıflamıştım. Oysa dünyanın en anlamlı olanını gerçekleştirirken hiç bu kadar üşümemiş hiç bu kadar korkmamıştım. Evet en anlamlı gelen şeyler bile biraz korkutucu olabiliyor. Bu kadar anlam yüklemişken ya pişman olursan ya anlamlı değilse. Sadece basit bi sembol veya basit bir fiilden ibaretse.İşte şimdi anlıyorumki değilmiş. Bütün fiillerin en güzeli, gerçeği oymuş. Ozaman artık bana sorabilirsiniz sen ne yapmak istemiştin?
    -Ben sadece sarılmak istemiştim!